T.C. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi

Esas: 2025/3381
Karar: 2026/1078
Karar Tarih: 26.02.2026

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/439 E., 2025/434 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/40 E., 2024/480 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların muris …’ın mirasçıları olduklarını, müvekkilinin ikamet ettiği … Mahallesi … 1 Sitesi, … Sokak, B Blok, D: 4 …/… adresindeki taşınmazın 02.06.2022 tarihinde murisleri … tarafından satın alındığını, ancak murisin borçları ve sabıkası olması nedeniyle kız kardeşi … adına tapuya kaydettirildiğini, alınan taşınmazın tüm banka kredi borçlarının müvekkilinin murisi … tarafından ödendiğini belirterek, davalı adına kayıtlı … Mah. … 1 Sitesi, … Sok, B Blok, D: 4 …/… adresindeki taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile … mirasçıları davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın müvekkili tarafından alındığını ve yine bedelinin de müvekkili tarafından ödendiğini, tapuda müvekkilinin eşi adına kayıtlı taşınmazın satılarak dava konusu evin satın alındığını, yatırım amacıyla alınan dava konusu taşınmaz üzerinde kredi borcu, ipotek vs. bulunmadığını, davacı ve ailesinin müvekkiline ait evde oturmasının daha önce kiracı olarak kaldıkları 2 evden de sorunlu şekilde ayrılmaları sebebiyle olduğunu, …’ın müvekkilinin … hesabına göndermiş olduğu bir kısım ödemelerin aralarındaki borç ilişkine dayanmakta olup miktar olarak ev bedeline yakın dâhi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir takım ödemeler yapılmış ise de ödemelerin neye ilişkin olduğunun belirtilmediği ve dinlenen tanıkların bu ödemelerin ev kredisine karşılık olduğu yönünde beyanlarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının sübut bulmayan davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını aynen tekrar ederek, somut olayda murisin yaptığı EFT’ler, DASK ödemeleri ve tanık Meral’in beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde delil başlangıcının ötesinde inançlı işlemin varlığını ortaya koyduğunu, kararın hukuka ve usule aykırı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.

İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.

İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.

İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dâhil her türlü delille ispat edilebilir.

Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar, yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 E., 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.).

İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.

Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; davacılar, murisleri …’ın inanç sözleşmesinden kaynaklanan tescil isteme hakkına dayalı olarak külli halef sıfatıyla bu davayı açmışlardır. Dava konusu 5 62… parsel B Blok zemin kat 4 numaralı bağımsız bölüm, önceki kayıt maliki …’den 30.07.2021 tarihinde satın alınmıştır. Davalı … tarafından satın alma tarihiyle uyumlu olarak 07.07.2021 tarihinde T. … A.Ş.’den 206.000,00 TL kredi çekilmiştir.

Davacılar, taşınmazın … tarafından satın alındığını, satış bedeli için çekilen kredinin davalı … adına oluşturulduğunu fakat ödemelerin murisleri … tarafından yapıldığını savunmuş ve buna ilişkin banka dekontlarını dosyaya ibraz etmiştir. Muris … tarafından öldüğü tarih olan 02.12.2022 tarihine kadar davalı …’a gönderilen paralar, çekilen krediyle uyumlu tarih ve miktarlardadır.

O hâlde, Mahkemece banka dekontlarının delil başlangıcı vasfında olduğu kabul edilerek, buna ilişkin inceleme yapılması gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.