
T.C. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas: 2025/161
Karar: 2025/1391
K.T.: 08.04.2025
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/29 E., 2021/90 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı asıl davada davacılar vekili ve asıl davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı kooperatif arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme uyarınca 10 dairenin …’e, 4 dairenin de …’e ruhsat tarihinden itibaren 36 ay içinde teslim edilmesi gerektiğini, süresinde teslim edilmemesi halinde ise rayiç kira bedelinin ödenmesinin kararlaştırıldığını, inşaat ruhsatının 17.03.1997 tarihinde alındığını, halen dahi teslimin yapılmadığını, projeden farklı olarak üst katlara kat ilavesiyle üst katların dubleks dairelere dönüştürülmesinden dolayı paylaşım dengesinin müvekkilleri aleyhine bozulduğunu ileri sürerek, 10.09.1999 olan teslim tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte 10.000,00 TL rayiç kira bedelinin tahsilini, inşaatın müvekkilleri tarafından yapılmasına izin verilmesiyle birlikte noksan kalan ve ayıplı işler bedeli 7.000,00 TL’nin tahsilini ve ilave katlar ile hisse alımı nedeniyle müvekkillerinin daire sayısının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin kooperatifin yaptırdığı inşaatta iş yaptığını ve üyelik aldığını ileri sürerek tazminat ile tapu iptali ve tescil talebinde bulunulmuştur.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin, teslim tarihinde fesih iradesinin bildirilmemiş olması ve davacıların uzunca süre suskun kalmaları nedeniyle sözleşmenin süresiz hale dönüşeceğini, inşaatın yapılmakta olduğunu, davacının süre vererek ihtar çekip müvekkilini temerrüte düşürmediğini, bu yüzden gecikme tazminatının istenmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.09.2013 tarihli, 2007/419 Esas, 2013/605 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 18.06.2016 tarihli ve 2015/2414 Esas, 2015/4725 Karar sayılı bozma ilamı ile 10.05.1996 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre dava konusu yapının teslimi gereken tarihin 18.03.2000 olarak saptandığı, ancak bir kısım arsa sahipleri ile yüklenici arasında daha sonraki bir tarihte yapıldığı anlaşılan adi yazılı ek sözleşmeyle, asıl sözleşmedeki gecikme tazminatına ilişkin paragraf iptal edilerek, inşaat süresi yeni ruhsat tarihinden itibaren 36 ay olarak belirlenip, yasayla yapılan engellerin inşaat süresine ilave edileceğinin kararlaştırıldığı, her ne kadar, TBK’nın 13. maddesi uyarınca, düzenleme şeklinde yapılması gereken bir sözleşmenin tadilinin de aynı şekle tabi olarak yapılması gerekli olsa da; aynı maddenin devamı hükmüne göre, sözleşme metni ile çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümlerin bu kuralın dışında olduğu, somut uyuşmazlıkta, işin süresinin uzatılmasına ilişkin düzenlemenin arsa malikince kabul edildiği ve yüklenicinin de yükümlülüklerini ağırlaştırmadoğı, bu durumda, bu yan hükümdeki değişikliğin, imzasının sağlıklı olması koşuluyla, ek sözleşmeyi imzalayan arsa sahibi yönünden bağlayıcı olacağının kabulünün gerekeceği, anılan ek sözleşmeyi davacı arsa sahiplerinden …’in imzaladığı görülmekte ise de; yargılama sırasında sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, mahkemece, bu iddianın incelenmesi sonucu, imzanın davacıya ait olduğunun tespiti halinde, sadece bu arsa maliki yönünden bağlayıcı olmak üzere, ek sözleşmeye göre yeni ruhsat tarihinden itibaren süre hesabı yapılarak, yasa gereği yapılan engellemelerin de süreye ilave edilmesi sonucu belirlenecek teslim tarihi dikkate alınarak, bu davacı yönünden hükme varılması gerektiği, diğer yandan, davacıların, davalı yükleniciyi temerrüde düşüren herhangi bir ihtarnamesi bulunmadığından TBK’nın 117. maddesi uyarınca, dava dilekçesi ile talep edilen miktara dava tarihinden, ıslahla talep edilen kısma ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içerisindeki bilirkişi raporlarına göre, inşaat yasakları dikkate alındığında ve inşaatın en geç 15.11.2011 tarihinde bitirilmesi gerektiği, dava tarihi olan 28.09.2007 tarihi itibariyle davacılardan … açısından doğmuş bir gecikme tazminatı bulunmadığı, diğer arsa sahibi hissedarlar ile birlikte kendi adına asaleten …’e vekaleten … ile davalı arasında Alanya … Kasabası 1424 no’lu parsele ilişkin olarak Alanya 2. Noterliği’nin 10.05.1996 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda …’in isticvap edildiği ve ek sözleşmedeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği bu nedenle imza incelemesi yapılmadığı gerekçesiyle birleşen davanın açılmamış sayılmasına, asıl dosyada davacı … yönünden davanın reddine, davalı … yönünden davanın kısmen kabulü ile; 1.095,23 TL eksik iş bedeli ve 124.156,90 TL kira gelir mahrumiyetinden kaynaklanan zarar olmak üzere toplam 125.252,13 TL’nin 11.095,23 TL’nin dava tarihinden, bakiye miktara ıslah tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak davacı …’e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; ek sözleşmedeki imzanın müvekkil Hüseyin’e ait olup olmadığınun imza incelemesi yoluyla tespit edilmesi gerektiğini, ek Sözleşme olarak dosyaya sunulan iki sayfadan ibaret olan belgenin ilk sayfasını kabul etmediklerini, ek sözleşme aslının karşı tarafça dosyaya sunulmasını sağlanması, imza, sayfalar arasındaki yazı karekteri farklılıklarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırtılması talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir.
Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı …’in ek sözleşmeye göre bağımsız bölümler kazanıp haklar elde ederken, gecikme tazminatına ilişkin ek sözleşme maddesinin …’i bağlamayacağını ve …’in 1996 tarihli kök kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre gecikme tazminatı isteyebileceğinin hüküm altına alınması kabulü mümkün olmayan bir çelişki olduğunu, davacı …’in noterden yapılan asıl sözleşmeyi sözleşmeye eklenen vekaletnamesi kapsamında …’i temsilen imzaladığı gibi ek sözleşmeyi de asıl sözleşmeye istinaden yine eşi bulunan diğer davacı … adına vekaleten imzaladığını, ek sözleşmenin davacı … bakımından da bağlayıcı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı gecikme tazminatı ve eksik iş bedeninin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 427 nci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olduğu anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl davada davacılar ile asıl ve birleşen davada davalı S.S. Taşkent Yapı Kooperatifi’ne yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.