
T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas: 2025/7864
Karar:2025/7756
K.T.: 13.10.2025
ÖZET
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgelerinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu’nun 18. maddesinin 5. fıkrası kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığı hususundadır. Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, arabulucu belirleme tutanağı, ilk oturum tutanağı, bilgilendirme tutanağı ve anlaşma tutanağının aynı günde düzenlendiği, davacı tanıklarının işyerinde iki yıl ve daha fazla çalışan personel hakkında genellikle yıl sonunda, aralık ayında, hak kazanılan yıllık izinlerin ödenmesi veya kapanması hakkında ihtiyari arabuluculuk uygulaması olduğunu, genellikle arabulucu ile telefonda görüşüldüğünü, çalışanlara imza için evrak verildiğini, ilgili belgelerde haklarını aldıkları ve herhangi bir hak ve alacakların kalmadığının belirtildiğini ifade ettikleri, Mahkemece arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.04.2018 tarihinde davalı işyerinde işe başladığını ancak işyerindeki olumsuz koşullar sebebi ile 10.10.2022 tarihinde işten ayrılmak zorunda kaldığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin devam ettiği sırada 31.12.2022 tarihinde kendisi ile Şirketin 31.12.2022 tarihine kadar fazla çalışma, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, bakiye ücret alacağı, hafta tatili ücreti, bireysel emeklilik kesintisi, prim alacağı, yol ve yemek yardımı, ikramiye alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı, asgari geçim indirimi alacaklarına karşılık 1.182,02 TL’nin ödenmesi hususunda 2022/5324 sayılı arabuluculuk anlaşmasının işyerine gelen arabulucu tarafından kendisine ve diğer tüm personele imzalatıldığını ancak davacının kendi bilgilendirildiği şekilde herhangi bir irade ile bir sözleşme imzalamadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı her ne kadar arabuluculuk tutanağını kendi hür iradesiyle imzalamadığını, başvurusunun bulunmadığını, arabulucunun tarafsız olmadığını iddia etmiş olsa da bu iddiaların tamamen soyut, gerçeklikten uzak ve mesnetsiz olup davanın reddi gerekmekte olduğunu, davacı ile işverenin hür iradeleri ile bir araya gelerek arabulucu huzurunda görüştüğünü ve anlaşmaya vardıklarını, arabuluculuk görüşmesi sonunda, tarafların özgür iradeleri doğrultusunda; ihtiyari arabuluculuk başvuru formu, arabulucu belirleme tutanağı, bilgilendirme tutanağı, ilk oturum tutanağı, son tutanak, anlaşma belgesi düzenlenerek dört nüsha hâlinde düzenlenen belgelerden bir nüshasının da davacı tarafa teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.09.2023 tarihli kararı ile, davacının, iş ilişkisi devam ederken ve işverenin egemenliği altında imzalanan tutanağın iradi olamayacağını ve gabin şartları nedeniyle iradesinin fesada uğratıldığını iddia ettiği, iddialarını ispat için tanık deliline dayandığı, dinlenen tanıkların ihtiyari arabuluculuk tutanağının düzenlenmesi ve imzalanması aşamasına ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını beyan ettikleri, arabulucu belirleme tutanağı, arabulucu bilgilendirme tutanağı ve … numaralı ihtiyari arabuluculuk tutanağı anlaşma belgesinin sunulduğu, davacının bu belgelere yönelik imza inkarının bulunmadığı, dolayısıyla davacının iddiasını yöntemince ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 06.09.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 28.12.2023 tarihli kararı ile, işveren ve çalışanların her yıl sonu fazla çalışma ve genel tatil alacakları konusunda ihtiyari arabulucuya başvurduğu ve bu alacaklarla ilgili ihtilafların sonraki yıla devredilmediği, arabuluculukta anlaşamayan işçilerin işten çıkarılmadığının anlaşıldığı, yine arabulucunun arabuluculuk süreçleri hakkında tarafları bilgilendirdiği, aksi kararlaştırılmadıkça arabuluculuk sürecinin esnek yürütüldüğü, davacının arabuluculuk süresi konusunda yeterince bilgilendirilmediğini ve zarara uğratıldığını belirterek arabuluculuk belgesinin iptalini talep ettiği, dosya kapsamına göre diğer iki tanık beyanının da benzer mahiyette olduğu, davacının irade fesatına uğratıldığını ispatlayamadığı dikkate alındığında, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu belirtilerek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, arabulucu belirleme tutanağı, ilk oturum tutanağı, bilgilendirme tutanağı ve anlaşma tutanağının aynı günde düzenlendiği, davacı tanıklarının işyerinde iki yıl ve daha fazla çalışan personel hakkında genellikle yıl sonunda, aralık ayında, hak kazanılan yıllık izinlerin ödenmesi veya kapanması hakkında ihtiyari arabuluculuk uygulaması olduğunu, genellikle arabulucu ile telefonda görüşüldüğünü, çalışanlara imza için evrak verildiğini, ilgili belgelerde haklarını aldıkları ve herhangi bir hak ve alacakların kalmadığının belirtildiğini ifade ettikleri, Mahkemece arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma ilâmına uyulduğu, taraflarca kabul edildiği gibi ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iş sözleşmesi devam ederken düzenlendiği, işverenin borcun ifasına yönelik olarak arabuluculuk yöntemine başvurduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde:
1. Arabuluculuk tutanağının tarafların hür iradesi ile imzalandığını,
2. Arabuluculuk sürecinin tarafsız bir şekilde sürdürüldüğünü,
3. Davacının iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgelerinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu’nun 18. maddesinin 5. fıkrası kapsamında geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığı hususundadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.