T.C. Yargıtay 11. Ceza Dairesi

Esas:2021/21083
Karar:2023/2869
K.T.:11.04.2023

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR :Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarihli ve 2014/27 Esas, 2015/144 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 3 ay hapis cezası ve 1.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği yokluğunda hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlandığına, suç tarihinde polislerin arama izni olmadan üstünü arayarak suça konu personel kimlik kartını ve çantasını arayarak iş yeri durum tespit tutanağını ele geçirdiklerine, mahkumiyet hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, suç tarihinde katılanın sahibi olduğu iş yerine gidip suça konu sahte personel kimlik kartını göstererek Sosyal Güvenlik Kurumundan geldiğini, iş yerinde kontrol ve denetim yapacağını söylediği, Sosyal Güvenlik Kurumu iş yeri durum tespit tutanağı düzenledikten sonra katılana bu tutanak nedeniyle zarar göreceğini söyleyen sanığın katılan ile aynı gün içerisinde görüşme talebinde bulunduğu, durumdan şüphelenerek polise başvuran katılanın polis memurları ile birlikte sanığın yanına gittiği, sanığın tutanağı düzeltmek için katılandan 7.000,00 TL talep ettiği esnada ise polis memurları tarafından yakalandığı anlaşılmıştır.
2. 13.12.2013 tarihli olay ve yakalama tutanağında sanığın üst aramasında suça konu SGK personel kimlik kartı ile SGK iş yeri durum tespit tutanağının ele geçirildiği belirtilmiştir.
3. Sanık … savunmasında olay nedeniyle pişman olduğunu ancak polis memurlarının arama kararı bulunmadan üstünü ve çantasını arayarak suça konu belgeleri ele geçirdiğini beyan etmiştir.
4. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 14.12.2013 tarihli raporunda suça konu SGK personel kimlik kartının tamamen sahte olduğu ve aldatma kabiliyetini haiz olduğu belirtilmiştir.
5. Mahkemece sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuş, suçun işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın sosyal durumu ve kastının yoğunluğu nazara alınarak sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayin edilmiş ve sanığın geçmişi, fiilden sonraki davranışları ve verilecek cezanın geleceği üzerindeki etkileri dikkate alınarak sanık hakkında takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık savunması, katılan beyanı, bilirkişi raporu, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkûmiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir
isabetsizlik görülmemiştir.
2. Sanığın 13.12.2013 tarihli olay ve yakalama tutanağını imzalamaktan imtina etmediği gibi bu tutanak tanzim edilirken aramanın usule uygun yapılmadığına yönelik herhangi bir itirazının bulunmadığı aşamalarda da bu yönde bir savunmasının olmadığı görülmüş, 13.12.2013 tarihli ve yakalama tutanağı incelendiğinde de sanığın üst aramasının usule uygun yapılmadığı ve SGK iş yeri durum tespit tutanağının çantasından ele geçirildiğine yönelik ve sanığın 01.04.2014 tarihli celsede savunmasının alındığı ve hüküm tarihi itibarıyla cezaevinde bulunmadığı tespit edildiğinden sanığın yokluğunda karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarihli ve 2014/27 Esas, 2015/144 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
TEVDİİNE,

11.04.2023 tarihinde karar verildi.