T.C. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi

Esas:2025/4018
Karar:2026/18
K.T.:06.01.2026

  • İTİRAZIN İPTALİ
  • ESER SÖZLEŞMESİ (TABELA YAPIM İŞİ)
  • İLAMSIZ İCRA TAKİBİ
  • BORCUN TAMAMINA İTİRAZ
  • SÜRESİNDE SUNULAN İTİRAZ SEBEBİYLE DURMUŞ BİR İCRA TAKİBİNİN BULUNMADIĞI
  • DAVALININ DAVA AÇILMASINA SEBEBİYET VERMEDİĞİ GEREKÇESİYLE – DAVALI LEHİNE VEKALET ÜCRETİ
  • YARGILAMA GİDERLERİNİN DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILDIĞI
  • DAVACININ İTİRAZIN İPTALİ DAVASI AÇMASINDA HUKUKİ YARARININ BULUNDUĞU
  • KANUN YARARINA TEMYİZ

2004 s. İİK67

ÖZET

11.03.2026 tarihinde www.resmigazete.gov.tr’de yayınlanan Yargıtay 6. HD kararı…Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında eksik ve ayıplı iş bedeli, tespit masrafları, ihtarname masrafları ile vekalet ücreti alacağına dayanılarak ilamsız icra takibi başlatılmış, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edilmesi üzerine, davalı borçlu tarafından borcun tamamına itiraz edilmiştir. Davalı alacaklı tarafça eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Her ne kadar mahkemece, dava tarihi itibariyle süresinde sunulan itiraz sebebiyle durmuş bir icra takibi bulunmadığından davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; davalı borçlu tarafından 22.01.2021 tarihinde borca itiraz edildiği gözetilerek davacının itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunduğu gözetilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, HMK’nın363. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASI gerekmiştir.

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30.05.2024
SAYISI : 2024/67 E., 2024/264 K.
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında tabela yapım işine ilişkin anlaşma yapıldığını, anlaşma gereğince davalının tabelayı yaparak montajladığını ancak tabelanın ayıplı olduğundan çöktüğünü, davalı tarafça tabelanın sökülerek tamir edildiğini, ancak sonrasında yağmur yağmasına bağlı tabeladaki su sızıntısı nedeniyle iş yerine giriş çıkışı imkansız hale getirdiğini, bu hususa ilişkin davalıya ihtarname çekilerek tabelanın yeniden tamir edilmesinin istenildiğini, tabela tamir edilmediğinden Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/70 D.İş dosyasında tespit yaptırarak ayıplı iş ve ayıp giderim bedelinin belirlendiğini, eksik ve ayıplı iş bedeli, tespit masrafları, ihtarname ve vekalet ücretinin tahsiline ilişkin Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün 2021/216 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığım, davalı tarafça takibe itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı usule uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
IH. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı borçluya 11.01.2021 tarihinde ödeme emri gönderildiği, ödeme emrinin 15.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince süresinden sonra 28.01.2021 tarihinde borca ve ferilerine itiraz dilekçesi sunulduğu, 06.06.2022 tarihli karar ile dosyanın infazen işlemden kaldırılmasına karar verildiği gerekçesi ile dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava açılış tarihinde süresinde sunulan itiraz bulunmadığından icra takibi durmadığından davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesi ile davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılarak ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz isteminde; mahkemece borçlu davalının icra takibine süresinde itirazı üzerine icra müdürlüğünün takibin durmasına yönelik işlemine gerek olmaksızın takibin kanun gereği kendiliğinden durduğu dikkate alınarak davacının dava açmakta haklı olduğunun kabulü gerektiği, davalının vekalet ücreti ile yargılama giderlerinden sorumlu olacağı gözetilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçesi ile kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251).
Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden, davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
İtirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazım araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yarar mevcut olmayacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 11.01.2021 tarihinde Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün 2021/216 Esas sayılı icra dosyasında eksik ve ayıplı iş bedeli, tespit masrafları, ihtarname masrafları ile vekalet ücreti alacağına dayanılarak 8.063,19 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, ödeme emrinin davalı borçluya 15.01.2021 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, davalı borçlu tarafından 22.01.2021 tarihinde borcun tamamına itiraz edilmiştir. Davalı alacaklı tarafça 18.02.2021 tarihinde eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.
Her ne kadar mahkemece, dava tarihi itibariyle süresinde sunulan itiraz sebebiyle durmuş bir icra takibi bulunmadığından davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; davalı borçlu tarafından 22.01.2021 tarihinde borca itiraz edildiği gözetilerek davacının itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunduğu gözetilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, HMK’nın363. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASI gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığı’nın 6100 sayılı Kanun’un 363/1 hükmüne dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere HMK’nın 363/2 hükmü gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,
06.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.