T.C. İstanbul BAM 54. Hukuk Dairesi
Esas:2024/778
Karar:2024/1096
K.T.: 15.05.2024
- MALİKİN ALTSOYUNUN KONUT İHTİYACI NEDENİ İLE KİRALANANIN TAHLİYESİ
- KİRA BEDELİNİN TESPİTİ DAVALARI DAVA ŞARTI ARABULUCULUK KAPSAMINA ALINMIŞ OLUP, DAVA ŞARTI ARABULUCULUĞA TABİDİR.
- YASADA DAVACI TARAFA ARABULUCULUĞA BAŞVURU SÜRESİNE İLİŞKİN BİR DÜZENLEME GETİRİLMEDİĞİ
- MAHKEME TARAFINDAN SINIRLAMA GETİRİLMESİNİN YERİNDE OLMADIĞI
- DAVA AÇMA SÜRESİNDEN ÖNCE ARABULUCUYA BAŞVURULMASINDA YASAL ENGEL BULUNMADIĞI
- MAHKEMECE İŞİN ESASINA GİRİLMESİ GEREKİRKEN DAVANIN SÜRESİNDE AÇILMADIĞI GEREKÇESİ İLE DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİNİN HATALI OLDUĞU
6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun18
ÖZET
Dava Malikin Altsoyunun Konut İhtiyacı Nedeni ile Kiralananın Tahliyesi davasıdır. 6325 s. Yasaya eklenen 18/B 1(a) maddesi uyarınca, kira bedelinin tespiti davaları dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmış olup, dava şartı arabuluculuğa tabidir. 6325 s. Kanunun 18/A-2 maddesinde “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın 1 haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” düzenlemesi bulunmaktadır. Aynı yasada davacı tarafa arabuluculuğa başvuru süresine ilişkin bir düzenleme getirilmemiş olup, yasada düzenlenmemesine rağmen mahkeme tarafından sınırlama getirilmesinin yerinde olmadığı, dava açma süresinden önce arabulucuya başvurulmasında yasal engel bulunmadığı, Mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken davanın süresinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu,davacının istinaf başvurusunun yerinde olduğu anlaşılmıştır.
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 26. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/01/2024
NUMARASI : 2023/951 – 2024/62
DAVANIN KONUSU : Malikin Altsoyunun Konut İhtiyacı Nedeni İle Kiralananın Tahliyesi
İSTİNAF TARİHİ : 29/01/2024
KARAR TARİHİ : 15/05/2024
Dairemizde bulunan istinaf başvurusunun yapılan açık incelemesi sonunda,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ DÜŞÜNÜLDÜ;
İstinaf isteminde usul işlemleri tamam olduğundan, ilk derece mahkemesinin dosyasındaki bütün belgeler ve dosya hakkındaki dairemiz üyesince düzenlenen rapor incelendi, istinaf başvuru dilekçesinin ve davanın esası istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda dosyada dairemizce karar verilmesi için eksiklik bulunmadığı anlaşıldı.
İstinaf sebepleri: Davacı vekili süresinde sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde; arabuluculuğun bir yargılama faaliyeti olmadığını ve arabuluculuk kurumuna başvurunun dava açmak anlamına gelmeyeceğini, arabuluculuk sürecinde mahiyeti itibariyle arabuluculuğa uygun konularda hiç var olmayan bir alacak yahut başkaca bir konuda anlaşma yapmanın mümkün olduğunu, söz konusu kararın arabuluculuk sürecini anlamsız kılacağını, arabuluculuk başvurusunun zamanaşımını ve hak düşürücü süreyi kesmediğini, yalnızca zamanaşımını durdurduğunu ve hak düşürücü sürenin de işlemediğini, dava açmanın ise zamanaşımını kestiğini ve hak düşürücü sürenin talep ile sınırlı olarak ortadan kalktığını, HMK kapsamında her iki müessesenin yarattığı sonuçların birbirinden farklı olduğunu, bu haliyle tahliyeyi talep hakkı doğmadığından bahsedilemeyeceğini; ayrıca gerekçeli kararının ilk sayfasının dava tarihi bendinde dava açma tarihinin 01/09/2023 değil, 19.09.2023 olduğunu eğer arabuluculuğa başvuru tarihleri dava açma tarihleri olsa idi gerekçeli kararlarda dava açılış tarihi alanında arabuluculuğa başvuru tarihleri yazılmasının gerekeceğini, ancak hiçbir gerekçeli kararda böyle bir hususun söz konusu olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yargılama konusu olayda: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kızı İdil Salih’in eğitim hayatını İstanbul’da tamamladığını ve İstanbul’da klinik psikolog olarak çalıştığını, 06/02/2023 Maraş depremleri sonrasında beklenen İstanbul depremi korkusu ile müvekkilin kızının ikameti için gerek zemin gerekse yapı olarak güvenilir olan bir konut arayışına girildiğini, dava konusu taşınmazın uygun bulunduğunu ve konut kredisi ile 09/03/2023 tarihinde satın alındığını ve yeni malikin ihtiyaç nedeniyle tahliyesi konulu Bursa 33. Noterliği 20/03/2023 tarih ve 2253 yevmiye numaralı ihtarnamesi kiracı tarafından 21/03/2023 tarihinde tebellüğ edildiğini, kiracı ile yapılan görüşmelerde evi tahliye etmeyeceğini bildirmesi üzerine, müvekkilinin kızı için “Ünalan Mah Hakim Sk Aydın Bey Apt No:23 D:17 Üsküdar/İSTANBUL” adresinde kain taşınmazın bir odasını 5.000,00 TL oda kirası, konut kredisi ve İ…. S….’in home office çalışması nedeniyle vergi levhasından doğan stopajı ödemek durumunda kalındığını, ayrıca kefil olan davalının babası adına kayıtlı Kadıköy/İstanbul’da bir daireleri bulunduğunu, davalının ödemekte olduğu kira bedelinden çok daha yüksek miktarda kira aldığını, acil ihtiyaç olan taşınmazı kötü niyetle işgal ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu taşınmazın tahliyesinden sonra evi kızına tahsis edeceği beyanının gerçek dışı olduğunu, ödemelerde bu denli zorlanan davacının taşınmazı yeniden yüksek bedelle kiralayarak gelir elde etmeyi amaçladığını belirterek şartları oluşmayan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 351. maddesi karşısında süresinde olmayacak şekilde 01.09.2023 yapılan arabuluculuk başvurusu ve buna bağlı olarak (19.09.2023 tarihinde) süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava Malikin Altsoyunun Konut İhtiyacı Nedeni ile Kiralananın Tahliyesi davasıdır.
TBK’nın 351.maddesi gereğince; “Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir.
Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir.
“TBK’nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren, daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Önceki malikle yapılan kira sözleşmesinin tarihi 20/09/2018 olup, dava konusu taşınmazın davacı tarafından 09.03.2023 tarihinde satın alındığı,Bursa 33. Noterliğinin 20.03.2023 tarihli 2253 yevmiye nolu ihtarının 21.03.2023 tarihinde davalıya tebliğ edildiği,19.09.2023 tarihinde de tahliye davasının açıldığı, davacı tarafça 01.09.2023 tarihinde arabulucuya başvurulduğu ve 14.09.2023 tarihli arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşılmıştır.
7445 sayılı yasanın 37. maddesi ile 6325 Sayılı Yasaya eklenen 18/B 1(a) maddesi uyarınca, kira bedelinin tespiti davaları dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmış olup, dava şartı arabuluculuğa tabidir.
6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesinde “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Aynı yasada davacı tarafa arabuluculuğa başvuru süresine ilişkin bir düzenleme getirilmemiş olup, yasada düzenlenmemesine rağmen mahkeme tarafından sınırlama getirilmesinin yerinde olmadığı, dava açma süresinden önce arabulucuya başvurulmasında yasal engel bulunmadığı, Mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken davanın süresinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu,davacının istinaf başvurusunun yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; duruşma yapılmasına gerek olmadığı, yukarıda anlatıldığı şekilde mahkeme kararının yerinde olmadığı, istinaf sebebi yerinde olduğundan HMK 353/1-a/4 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE,
İlk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yargılamanın eksikler tamamlanarak kaldığı yerden devamı için dosyanın ait olduğu Mahkemeye İADESİNE,
Peşin yatırılan istinaf başvuru harcının mahsubuna,
Peşin yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,
Gider avansından kalanın talep halinde yatırana iadesine,
Dair dosya üzerinden, tarafların ve vekillerinin yokluğunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi. 15/05/2024