T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Esas:2025/259
Karar:2025/594
K.T.:01.10.2025

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2023/278 E., 2023/503 K.

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.11.2022 tarihli ve

2022/6935 Esas, 2022/8760 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki ayıplı malın misli ile değiştirilmesi, onarım ya da bedelin iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 12. Tüketici Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi

Davacı vekili, müvekkilinin 19.06.2012 tarihinde davalı …den (… A.Ş.) 2012 model … … Comfort Extra marka araç satın aldığını, aracın garanti süresinin bedel ödenerek uzatıldığını, kullanma kılavuzuna uygun olarak kullanıldığını, her türlü bakımın … servisinde yaptırıldığını, ancak iki yıl sonra km olarak garanti süresi henüz dolmadan yağ lambasının yandığını ve müvekkilinin aracı derhâl davalı şirkete götürerek yenisi ile değişimini talep ettiğini, davalı şirketin yaptığı incelemeler neticesinde 60.000 km bakımında aracın yeniden kontrol edileceğinin belirtildiğini, 60.000 km bakımında da aracın arızasının 68.000 km’de yapılacak kontrolde tespit edilebileceğinin belirtildiğini, müvekkilinin belirtilen sürelere uyduğunu ve davalılar tarafından tüm kontroller yapıldıktan sonra müvekkiline motor bloğunun komple değiştirilmesi gerektiğinin bildirildiğini, aracın yenisi ile değişimi talebinin kabul edilmediğini, üretici hatasından oluşan bu durumun araçtan beklenen faydayı azalttığını, aynı zamanda aracın maddi ve ekonomik değerinde kayba sebebiyet verdiğini, motor bloğunun komple değiştirilmesinin aracı tam manasıyla eski hâline ve değerine getirmeyeceğini ileri sürerek terditli şekilde dava konusu aracın öncelikle ayıpsız misli ile değişimine, bunun mümkün olmaması hâlinde aracın ücretsiz onarımı ve ayıp oranında indirim yapılarak bu bedelin faizi ile ödenmesine aksi hâlde aracın iadesiyle müvekkilinin ödediği bedelin aksesuar bedelleri dahil olmak üzere faiziyle iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı

Davalı …Ş. (… A.Ş.) vekili, dava konusu araç nedeniyle 19.06.2012 tarihinde davacıya iki yıl/60.000 km garanti verildiğini, ücretsiz onarım taahhüdünün ise üç yıl/100.000 km’ye kadar geçerli olduğunu, bu durumda araç için verilen garanti süresinin 19.06.2014 tarihinde dolduğunu, bu süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığından ya da dava açılmadığından eldeki davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu araç ile birlikte verilen kullanıcı el kitapçığında aracın azami olarak 1000 km’de bir litre yağ eksiltme yapabileceğinin belirtildiğini, bunun arıza olmadığını, tüm motorların kullanım şartlarına ve kullanıcıya göre bir miktar yağ eksilteceğini, yağın kontrolü ile gerektiğinde tamamlanmasının kullanıcının sorumluluğunda olduğunu, davacı kullanımındayken aracın maddi hasarlı kazalar geçirdiğini, bu nedenle araçtaki değer kaybının belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle, bu olmadığı takdirde araçta bir ayıp bulunmaması, maldan yararlanamamanın söz konusu olmaması ve davacının maddi zararının bulunmaması nedeniyle esastan davanın reddini savunmuştur.

Davalı … A.Ş. vekili, davacının müvekkiline 46.618 km’de sadece kablo tesisatı onarımı yaptırdığını, yağ yakma şikayetinin belirtilmediğini, aracın 30.04.2013 tarihinde sol taraftan ağır bir kaza geçirdiğini, bu nedenle misli ile değişime uygun olmadığını, boyanan ve değişen parçalardan dolayı değerinin azaldığını, davacının servis kayıtlarında arıza olmayan yağ ikaz lambasının yandığının görüldüğünü, üretim hatasına dayalı misli ile değiştirme yahut bedel iadesi talebi için öncelikle davacı aracında bir arıza olması veya zarar görmesi ya da yağ yakma sebebiyle araçtan umulan faydanın elde edilememesi gerektiğini ancak böyle bir tespit olmadığı gibi aracın üç yılı aşkın süredir 80.000 km’yi aşacak şekilde sorunsuz olarak kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin Birinci Kararı

Ankara 16. Tüketici Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2015/94 Esas, 2016/630 Karar sayılı kararı ile; dava konusu araçta yağ eksilmesinin ideal miktarın üzerinde olduğu, aracın km’si arttıkça yağ yakımının artacağı dolayısıyla süreç içinde yakıt yakımı arttığı gibi aracın performansının da düşeceği, ikinci el araç piyasasında değer kaybedeceği, dava konusu araçta üretimden kaynaklı gizli ayıp olduğundan ayıpsız misli ile değişim koşullarının oluştuğu, davacının seçimlik haklarından yenisi ile değişim hakkını kullanmasının iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı, tarafların hak ve menfaatleri değerlendirildiğinde aşırı bir dengesizliğe neden olmayacağı, araç davacı uhdesinde iken hasara uğradığından araçta meydana gelen değer kaybından davacının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.971,67 TL değer kaybının ve aracın davalıya iadesine, aracın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmiştir.

Özel Daire Bozma Kararı

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 18.12.2018 tarihli ve 2016/14023 Esas, 2018/12275 Karar sayılı kararı ile; “…İlk derece yargılama makamı, mütalaasına başvurulan bilirkişi raporu görüşüne de dayanarak; aracın yağ eksiltmesine ilişkin ilk şikayetini 60.000 km periyodik bakım formunda dile getirdiği, 02.06.2014 tarihinde 63.368 km’de bulunan aracın 5.000 km sonra kontrol için geri getirilmesinin yetkili servisçe talep edildiği, 04.07.2014 tarihli servis formunda 68.400 km’de bulunan araca “aracın yağı tamamlandı eksiltmeyle ilgili işlemlerin yapılması gerekiyor” açıklamasının yetkili servisçe belirtildiği, akabinde 20.05.2015 tarihinde araca 90.000 km periyodik bakım için geldiğinde 94.359 km’de iken intercooler sisteminin değiştirildiği, dava konusu araçtaki yağ eksilme şeklinin motor içinde yağın yanması suretiyle olduğu, yağ eksiltmesinin ideal yağ eksiltme miktarının üzerinde olduğu, yağ tüketiminde bir problem olduğuna ilişkin herhangi bir tespitin bu aşamada eğitimli ve donanımlı yetkili servis personelince fark edilmediği yada servis iş emirlerine söz konusu durumun yansıtılmadığı, tüketicinin konu hakkında bilgilendirilmediği, aracın kilometresi arttıkça yağ yakmanın artacağı dolayısı ile süreç içinde yakıt artışı arttığı gibi aracın performansında da düşme olacağı, ikinci el araç piyasasında değer kaybı olacağı, dava konusu aracın üretimden kaynaklı olarak gizli ayıplı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü cihetine gitmiş ise de; dosya içerisindeki servis iş emirlerinin incelenmesinde, aracın davacı tüketici tarafından satın alındıktan sonra ilk olarak 63.368 km de iken, aracın periyodik bakımı esnasında yağ eksiltme problemi şikayetinin yapıldığı, bunun üzerine periyodik bakımda yağ eklemesi yapılıp 5000 km sonra kontrol edilmesi kararı alındığı daha sonra araç 68.400 km de iken “eksiltmeyle ilgili işlemlerin yapılması gerektiğinin tespiti” notunun düşüldüğü, bu aşamada araca bir tamir işlemi yapılıp yapılmadığının belli olmadığı, daha sonra tüketici tarafından 10.000 km periyodik bakım aralıkları boyunca yağ yakma şikayetinin dile getirilmeyerek aracın 94.359 km ye kadar kullanılmaya devam edildiği, araç bu kilometrede iken değişimi yapılan “intercooler” parçasının ise aracın farklı bir parçasına ilişkin olup, yağ yakma sorunu ile ilgisi bulunamayacağı, davacı tüketicinin aracın satın alındığı 19.06.2012 tarihinden, araç üzerinde işlem yapılan son tarih olan 20.05.2015 tarihine kadar aracın ayıplı olduğu iddiasının temelini oluşturan yağ eksiltme problemine ilişkin tek bir şikayeti olmuş, var ise bu arıza giderilmiş, tüketici tarafından da araç kullanılmaya devam edilerek onarım kabul görmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hazırlanmasında bilirkişi, dosya üzerinden inceleme yapmak suretiyle rapor hazırlamış olup, aracın bu problemine ilişkin halihazırda devam eden bir arıza/ayıp olup olmadığının tespiti de yapılmamıştır. Yine rapor karşısında davalı taraflarca itirazlar da ileri sürülmüş olup, bu itirazlar da karşılanmamıştır. Bu haliyle dosya içerisindeki bu rapora dayalı olarak hüküm kurulamayacağı gibi bu rapora dayalı hükmün temyiz denetimi de yapılamaz. O halde, mahkemece, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, konularında uzmanların bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle, yukarıda işaret edilen noktalar bakımından, teknik verileri gösterir, bu verileri yorumlar mahiyette ve bu yorumların nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, taraf itirazlarını karşılar nitelikte rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı ve bu nedenle eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…”gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Mahkemenin İkinci Kararı

Ankara 12. Tüketici Mahkemesinin 21.03.2022 tarihli ve 2019/137 Esas, 2022/83 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; bilirkişi kurulu raporlarında tespit edildiği üzere araçta onarıma rağmen üretimden kaynaklı gizli ayıbın ve motorun maksimum değerler üzerinde yağ eksiltme probleminin devam ettiği, araçla daha önce hasarlı kaza yapılması, model yılı ve ulaştığı km ile özellikle gizli ayıbın motor değişimi ile giderilebileceği gözetildiğinde aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine ilişkin seçimlik hakkın kullanılmasının orantısız olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı şirketten satın aldığı araca ait motorun ücretsiz olarak orijinal yenisi ile değiştirilerek onarılmasına karar verilmiştir.

Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.11.2022 tarihli ve 2022/6935 Esas, 2022/8760 Karar sayılı kararı ile; “…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere göre davalıların temyiz itirazlarının tümden reddine karar vermek gerekmiştir.

Dava, malın ayıplı olmasından kaynaklı misli ile değişim talebine ilişkindir. Dava konusu aracın satım tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4/2. maddesinde, malın ayıplı olması durumunda tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklarda tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Ancak, kanun tarafından korunan sözleşme taraflarından tüketicinin yanında, kurulacak hükmün sözleşmenin diğer tarafı olan satıcı için de orantısız güçlükleri de beraberinde getirmemesi gerekir. Ayıbın öneminin aracın kullanımına ve beklenen faydaya bir etkisinin olmaması, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri arasındaki farkın araç bedeli nazara alındığında azlığı yani karşılıklı menfaatler dengesi ile hukukun temel prensibi olan hakkaniyet kuralları değerlendirilerek ayıp nedeni ile bedel indirimi veya tüketicinin diğer seçimlik haklarını kullanıp kullanmayacağının tespit edilmesi zorunludur. Bu bağlamda davacının kullanmış olduğu seçimlik hakkın davalı açısından hakkaniyete aykırı olup olmadığının tespitinde bilirkişi raporu dikkate alınacaktır. HMK’nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakimin, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir.

Mahkemece bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiş ve bozma doğrultusunda oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporlarda özetle; araca 180.622 km’de iken 3.9 litre yağ eklemesi yapıldığı, 20.12.2019 tarihinde … servisinde aracın 183.792 km’de olduğu ve yağ eklemesi üzerine 3.170 km yapmış olduğu ve aracın yağ ölçümünde 3.5 litre motor yağı olduğunun (0.4 litre yaktığı) tespit edildiği, bu tespit ile söz konusu aracın 10.000 km servis aralığı için toplamda 1,26 litre yağ yakacağı, dolayısıyla (0,4 lt/3,9 lt)x 100= 32,35 hesabı ile araca konulan yağın periyodik bakımlar arasında %32,35 miktarının yakılacağı, bu seviyede yağ azalmasının motorda olumsuzluklara sebep olacağı ve bu seviyede yağ yakmanın genel koşullarda normal kabul edilemeyeceği ve dolayısıyla söz konusu aracın ayıplı olduğu, davacı yanın aracını düzenli aralıklarla periyodik bakım için yetkili servise getirdiği ve yetkili servisçe her 10.000 km’de eksilen yağın tamamlandığı ancak aracın yağ tüketiminde bir problem olduğuna ilişkin herhangi bir tespitin bu aşamada eğitimli ve donanımlı yetkili servis personelince fark edilmediği/ ya da servis iş emirlerine söz konusu durumun yansıtılmadığı/tüketicinin konu hakkında bilgilendirilmediğinin ortada olduğu, araçtaki problemin imalattan kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğu, aracın motorunun sıfır motor ile değiştirilmesi ile araçtaki ayıbın giderilebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Dosyaya kazandırılan raporlar ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, araçta imalattan kaynaklı bir ayıp olduğu, ayıptan davalıların sorumlu olması gerektiği, söz konusu ayıbın niteliği, araçtaki ayıbın ancak aracın motorunun yenisi ile değiştirilmesi yolu ile giderilebileceği ve arızanın sürücü güvenliği yönünden önemi dikkate alındığında, davacının aracın misli ile değişimi yönünde seçimlik hakkına öncelik verilerek aracın ayıpsız misli ile değişimi ve kaza sebebiyle araçta oluşan değer kaybının da davalılara iade edilmesi gerektiği değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken, hatalı gerekçe ile aracın motorunun sıfırı ile değiştirilerek onarılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı

Ankara 12. Tüketici Mahkemesinin 13.10.2023 tarihli ve 2023/278 Esas, 2023/503 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi

Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davaya konu aracın gizli ayıp teşkil edecek şekilde motorunun normalden fazla yağ yaktığı hususunda Mahkeme ve Özel Daire arasında çekişme olmayan somut olayda, aracın ayıpsız misli ile değişimine ve kaza sebebiyle araçta oluşan değer kaybının davalılara iade edilmesine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle “ayıp” kavramı üzerinde durmakta yarar vardır.

Ayıba ilişkin düzenleme, sözleşme tarihi itibariyle somut olayda uygulanması gereken 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 4. maddesinde yer almaktadır. Maddenin 1. fıkrasında; “Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan veya satıcı tarafından vaat edilen veya standardında tespit edilen nitelik ve/veya niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mal veya hizmetler, ayıplı mal veya ayıplı hizmet olarak kabul edilir” denilmekte, devam eden fıkralarda ise buna ilişkin biçimsel koşullar sayılmaktadır.

Yine sözleşme tarihi itibariyle uyuşmazlıkta uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 194. maddesi ise:

“Bayi müşteriye karşı mebiin zikir ve vadettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir suretle tenkis eden ayıplardan salim bulunmasını da mütekeffildir.

Bayi, bu ayıpların mevcudiyetini bilmese bile onlardan mesuldür” şeklinde düzenlenmiştir [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) md. 219 vd.].

Görüldüğü üzere; BK’daki ayıp kavramı ile yukarıda açıklanan 4077 sayılı TKHK’nın 4. maddesinde yer alan ayıp kavramları birbiri ile örtüşmektedir.

Ayıp; bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların yer almasıdır. Türk Hukuk Lûgatında “Bir malın ya da hizmetin maddi (bir malın niteliklerindeki eksiklik), hukukî (bir malda üçüncü kişilerin ayni hak iddiası) veya ekonomik niteliklerindeki eksiklikler olup genel olarak malın ya da hizmetin değerini veya malda ya da hizmetten beklenen yararları ortadan kaldıran ya da önemli ölçüde azaltan eksikliklerdir” şeklinde tarif edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 106). Bu çerçevede ayıp kavramının içeriği belirlenirken öncelikle sözleşme hükümlerine bakılmalıdır. Sözleşme ele alınırken bakılacak ilk husus, taraflar arasında satılan malın hangi özellikleri içerdiği konusunda açık bir anlaşmanın olup olmadığıdır. Üzerinde anlaşma olmayan durumda ise sözleşmenin yorumundan hareketle tarafların zımnen bu konuda bir anlaşma yapıp yapmadıklarına bakılacaktır. Zımni anlaşmanın dahi olmadığı durumlarda, sözleşmenin tümü dikkate alınacak ve dürüstlük kuralına göre malın taşıması gereken vasıflar belirlenecektir. Bu anlamda ayıp, malın sözleşmeye göre taşıması gereken nitelikleri taşımaması hâli veya bu hususta özel bir hüküm olmasa da, sözleşmenin niteliği ve içeriği dikkate alındığında, malda mevcut olması gereken vasıfların eksikliği şeklinde ortaya çıkacaktır.

Satılan maldaki ayıp açık veya gizli ayıp şeklinde olabilir. Açık ayıplar, ilk bakışta görülebilen veya basit bir muayene ile anlaşılabilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıplar, ilk bakışta fark edilemeyen, sonradan yapılacak detaylı bir muayene ile anlaşılan ayıplardır. Bu tür ayıplar genelde malın yapısıyla ilgili olan ve kullanılmasıyla anlaşılan ayıplardır.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4/2. maddesinde malın ayıplı olması hâlinde alıcının seçimlik haklarının nelerden ibaret olduğu belirtilmiş olup tüketici bu durumda bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm veya yaralanmaya yol açan ve kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hâllerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.

Yukarıda bahsedildiği üzere TKHK, tüketicinin ayıp nedeniyle doğan seçimlik haklarının kullanılması açısından herhangi bir sınır içermemekte ve ayıbın varlığı hâlinde tüketici seçimlik haklarından istediğini tercih edebilmektedir. Ancak bazı durumlarda taraflar arasındaki ayıba ilişkin ihtilâfın çözümünde Kanun’un öngördüğü bu serbest tercih imkânı, somut olayın özellikleri dikkate alındığında adaletli bir sonuca ulaşılmasını engelleyebilir.

Nitekim, bu gibi durumlar sonradan yürürlüğe giren 6502 sayılı TKHK’un hazırlanmasında dikkate alınan Avrupa Parlamentosu ve Konseyi 25.05.1999 tarihli ve 1999/44/EC sayılı Tüketici Mallarının Satımının ve İlgili Garantilerin Bazı Yönleri Hakkında Yönergesi’ne de konu olmuş, Yönerge’nin 3/6. maddesinde ayıbın önemsiz olması hâlinde tüketicinin sözleşmeden dönemeyeceği belirtilmiştir. Yine 6502 sayılı TKHK’un 11/3. maddesinde bulunan “Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır” hükmü de bu konudaki ihtiyaca yöneliktir (Hukuk Genel Kurulunun 23.09.2020 tarihli ve 2017/13-633 Esas, 2020/663 Karar sayılı kararı).

Yine bu kapsamda; genel hükümlerde, satıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin olarak BK’nın 202. maddesi (TBK md. 227) önem taşımaktadır. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkimin, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği düzenlenmiştir.

Bazı durumlarda ise ayıba bağlı seçimlik haklar yönünden tüketicinin tercihi, ayıbın şekli, malın değeri, ayıbın ileri sürülüş süreci gibi her somut olayda farklılık taşıyan kıstaslar çerçevesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2/2. maddesindeki hakkın kötüye kullanılması hâli olarak dahi değerlendirilebilecek ve hâkimin dürüstlük kuralına uygun olmayan tercihe müdahalesi gündeme gelecektir. Son dönemde alınan yargısal kararlarda da (Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2017 tarihli, 2017/13-653 Esas, 2017/1085 Karar; 06.11.2015 tarih, 2015/13-2692 Esas, 2015/2487 Karar sayılı kararları) tüketicinin tercihi yönünde verilecek hükmün hak ve menfaatler dengesini aşırı ölçüde bozar mahiyette olmaması gerekliliğine değinilmiştir.

Seçimlik haklarına ilişkin tercihinde tüketicinin serbestliği asıl olduğundan, hak ve nesafet dengesinin gözetiminde somut olayın özelliklerinin titizlikle değerlendirilmesi gerekliliği gözden kaçırılmamalıdır.

Somut olayda, satın alınan aracın normal sınırlar üzerinde yağ yaktığının ve bu durumun gizli ayıp teşkil ettiğinin hükme esas alınan bilirkişi raporlarıyla tespit olunduğunu, aşamalarda kesinleşen bu hususun Hukuk Genel Kurulu incelemesi dışında kaldığını belirtmekte fayda vardır.

Bu tespitten sonra yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tüketici engelli raporuyla 19.06.2012 tarihinde satın aldığı sıfır km aracın iki yıl kullanımı sonrasında yağ yakma lambasının yanması üzerine durumu davalıya bildirmiş, yapılan çeşitli kontroller neticesinde arızanın devam etmesi ve davalılara yaptığı başvurulardan sonuç alamaması nedeniyle aracın ayıpsız misli ile değişimi isteğiyle eldeki davayı açmıştır. Her ne kadar Mahkemece aracın model yılı, km’si, daha önce hasarlı kazasının bulunması, söz konusu ayıbın motor değişimi suretiyle giderilebileceği hususları dikkate alınarak aracın ayıpsız misli ile değişimi yönünde seçimlik hakkın kullanılmasının orantısız olacağı, bunun yerine ücretsiz onarım ile araçtaki ayıbın giderilmesinin hakkaniyete daha uygun düşeceği değerlendirilerek karar verilmiş ise de; davacının aracını 2012 yılında sıfır km aldığı, iki yıl sonra ortaya çıkan gizli ayıptan dolayı yaptığı başvurulardan yaklaşık bir yıl sonuç alamaması üzerine 2015 yılında eldeki davayı açtığı, yargılama sırasında geçen süreden ve dolayısıyla bu süreçte aracın artan km’sinden tüketicinin sorumlu tutulmaması ve durumun aleyhine yorumlanmaması gerekir. Tekrarlayan arıza nedeniyle araçtan faydalanamamanın süreklilik arz ettiği, aracın standart olarak belirlenen süresinden önce motoruna yağ ilavesine ihtiyaç duyduğu sabittir. Dizel motora sahip araçtaki yağ eksiltme problemine bağlı olarak piston ve contaların deforme olması, piston sekman uyuşmazlığına ve aşınmasına sebep olabileceği, aracın km’si arttıkça yağ yakmanın artacağı dolayısı ile süreç içinde yakıt yakımının arttığı gibi aracın performansında da düşme olacağı, aracın motor ömrünün azalarak güç kaybı yaşanmasının da olası olduğu bilirkişi raporunda açık bir şekilde belirlenmiştir. Araçtaki yağ yakma problemi motorun yenisi ile değiştirilmesi ile giderilebilse de aracın değer kaybına uğrayacağı açıktır. Oysa ki tüketici sıfır km aracı hiçbir sorun yaşamamak adına daha fazla ücret ödeyerek satın almaktadır. Ayıbın varlığı hâlinde tüketici kural olarak seçimlik haklarından istediğini tercih edebileceğine ve ilk tercihi ayıpsız misli ile değişim olduğuna göre satıcı, tüketicinin talebini yerine getirmekle yükümlüdür. Dosya kapsamı itibariyle bu talebin orantısız veya hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğundan da bahsedilemez.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davacının aracı satın aldıktan sonra 180.000 km kadar kullandığı, araçta esaslı bir hata olsaydı davacının bu hâliyle bu kadar uzun mesafe kullanamayacağı, ayrıca yeni nesil motorlarda yağ yakmanın normal bir durum olduğu, davacının aracın ayıpsız misli ile değişimini istemesinin hakkın kötüye kullanımı teşkil ettiği, motorun ücretsiz yenilenmesinin mümkün olduğu, dolayısıyla direnme kararının yerinde olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş açıklanan nedenlerle Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire kararında belirtilen nedenlerden dolayı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin atfı dikkate alınarak 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Aynı Kanun’un 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 01.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildi.