
T.C. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas: 2025/6513
Karar:2025/7581
K.T.:25.11.2025
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu vekilinin icra mahkemesine başvurusunda; İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.01.2024 tarih ve 2022/421 E. – 2024/4 K. sayılı ilamında hükmedilen alacakların tahsili için adi yazılı temlik belgesi ile başlatılan ilamlı takipte, temliknamenin noter onayı olmadan düzenlendiğini,dava dışı şirket ile müvekkili arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmesi’nin 12/3 maddesi gereğince idarenin izni olmaksızın temlik işlemi yapılamayacağını, davalının alacaklı sıfatı taşımadığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verildiği, borçlunun istinaf yoluna başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmektedir. İlamlı icraya başvurması halinde ilam veya ilam niteliğindeki belge lehine olan, yani ilam veya ilam niteliğindeki belgeye göre alacaklı olan kişiye ilam alacaklısı denir. İlam alacaklısı ölmüş ise ilam takip etme yetkisi ilam alacaklısının tüm mirasçılarına aittir; yeni mirasçılar mecburi takip arkadaşıdırlar.
Takip talebini alan icra müdürü alacaklının verdiği belgenin ilam veya ilam niteliğinde belge olup olmadığını takipte borçlu ve alacaklı görünen kişilerin ilama göre bu alacaklı ve borçlu olup olmadığı kendiliğinden resen araştırmakla yükümlüdür.
Alacağın temliki ile ilgili hükümler, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183. ve 184. maddelerinde yer almış olmakla birlikte bu konuda bir tanıma yer verilmemiştir. Türk Borçlar Kanun’nun 183. maddesinde; kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceği düzenlemesi mevcut olup, alacağı temlik alan üçüncü kişi alacakla ilgili olarak temlik edenin bütün haklarına sahip olmaktadır. Mevcut borç ilişkisinde alacaklı tarafın değişerek 3. bir kişi olması hususu alacağın temliki ile mümkün olmaktadır. Bu bağlamda alacağın temliki, alacaklı ve üçüncü kişinin ortak iradeleri ile ivazlı ya da ivazsız şekilde,yazılı şekil şartına bağlı, tek taraflı kazandırıcı nitelikte, borç ilişkisine taraf olan borçlunun iradesine ve rızasına ihtiyaç duyulmadan yapılması mümkün bir devir işlemidir.
Alacağın temliki işleminin geçerli sayılması bakımından kanun koyucu bir takım şartlar aramıştır. Buna göre temlik işlemi yukarıda da belirtildiği gibi, adi yazılı şekilde, temlik edenin imzası alınmak koşuluyla ve yasa, ilgili sözleşmeler yahut işin niteliği gereğince taraflar arasında yasaklı olmayan hallerde yapıldığında geçerlilik kazanacaktır.
Öte yandan Hukuk Genel Kurulunun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas-1997/776 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere “…ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür, diğer bir anlatımla hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Dar yetkili icra mahkemesi hakimi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir.”
Somut olayda; icra takibine dayanak ilamdaki alacakları temlik alan …’ın, ilama ve 14.02.2024 tarihinde UYAP’a kaydedilen adi yazılı temliknameye dayanarak borçlu hakkında örnek 4-5 ilamlı takip başlattığı, takip alacaklısının ilamın tarafı olmadığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, adi yazılı temlikname icra dosyasına sunulduğu tarihten itibaren sonuç doğurur ise de; mahkeme ilamı ile lehine hükmedilen alacakları yalnız alacaklısı takibe koyabilir, ilamdan kaynaklı alacaklar, adi yazılı temlik sözleşmesi ile devralınarak ancak ilamsız takip yoluyla tahsil edilebilir. (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 2025/3904 E. ve 2024/132 E. sayılı emsalleri de aynı doğrultudadır.)
O halde; İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi ve istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi Kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ :
Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 28.05.2025 tarih ve 2024/1572 E.-2025/707 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 24.10.2024 tarih ve 2024/993 E.-2024/1151 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.