
T.C. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas: 2025/3440
Karar: 2025/4430
K.T.:30.09.2025
ÖZET
30.12.2025 tarihinde www.resmigazete.gov.tr’de yayınlanan Yargıtay 3. HD kararı…Davada dayanılan ve hükme esas alınan 1 yıl süreli kira sözleşmesini, davacı kefil sıfatıyla imzalamıştır. 6098 s. Kanun’un 583. maddesinde; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmü bulunmaktadır. Takibe konu kira sözleşmesinde anılan maddede belirtilen şekil şartına uyulmamış olduğundan kefalet sözleşmesi geçersiz bulunduğu gibi takibe konu kira alacaklarının sözleşme süresi içerisinde yer alması da sonuca etkili değildir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; takibe konu kira alacaklarından kefilin sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığı gözetilerek, davacı kefil yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü gerekmiştir.
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/589 E., 2025/171 K.
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili aleyhine kira alacağının tahsili için takip başlattığını, takip dayanağı 15.02.2021 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin dava dışı … ile davalı arasında düzenlendiğini, müvekkilinin kira sözleşmesinin tarafı olmadığını, kefalete ilişkin ibarenin kanuni şekil şartlarını sağlamadığı için geçersiz olduğunu, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek; müvekkilinin takip dosyası nedeniyle davalı borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; kefaletin geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; takibe dayanak yapılan ve hükme esas alınan 15.02.2021 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesini davacının kefil olarak imzaladığı, sözleşmede kefilin gerek sorumlu olacağı süre ve gerekse sorumlu tutulacağı azami miktarın gösterilmediği, bu nedenle kefilin sorumluluğunun kira sözleşmesinin süresince olduğu, tahsili istenilen kira bedellerinin kira süresi içerisinde yer alan 2021 Mayıs ve 2021 Haziran ayına ait bulunduğu, bu durumda davacı kefilin takibe konu kira bedellerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığınca; 15.02.2021 başlangıç tarihli kira sözleşmesini davacının kefil sıfatı ile imzaladığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 12. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla aynı Kanun’un 583. maddesinde kefalet sözleşmesi için öngörülen şeklin geçerlilik şekli olduğu, dava konusu kira sözleşmesinde kiracı lehine olan kefalette kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin, kefilin el yazısı ile belirtilmemesi sebebiyle kefaletin hükümsüz olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek, kararın bozulması istenilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemi ilişkindir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 15.02.2021 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesini, davacı kefil sıfatıyla imzalamıştır. 6098 sayılı Kanun’un 583. maddesinde; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmü bulunmaktadır. Takibe konu kira sözleşmesinde anılan maddede belirtilen şekil şartına uyulmamış olduğundan kefalet sözleşmesi geçersiz bulunduğu gibi takibe konu kira alacaklarının sözleşme süresi içerisinde yer alması da sonuca etkili değildir.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; takibe konu kira alacaklarından kefilin sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığı gözetilerek, davacı kefil yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363/1 maddesine dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın aynı Kanun’un 363/2 maddesi gereğince sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.